EĞİTİM

Bahsetmeye başlayacağım olgu tarih boyunca yaşayan ve yaşamaya devam  eden insanların doğal gereksinim sonucunda ihtiyaç duyduğu, gelişen teknoloji ve bilişim çağına rağmen ihtiyaç duymaya devam ettiği Eğitim olgusu.

Benim için Eğitim, bizi biz olmaya iten, asıl bizi ortaya çıkarmaya yardımcı olan evresel paradigmaları olan, yaşam süremiz boyunca ihtiyaç duyduğumuz en önemli olgudur.

Eğitim, ilk insanın kendi yaşamını anlamaya, yaşadığı hayatı ve içinde var olduğu toplumu anlamlandırmaya yardımcı olmuş ve aynı gereklilikle olmaya devam etmektedir. Eğitim, biz insanları evcilleştirmiş, inandığımız dini, ahlaki, felsefi, değerlerimizi zaman içerisinde şekillendirmiştir.

İlk insan yıldırım düşmesini, şimşek çakmasını, güneşin doğmasını ardından ayın şekillenmesini ve bunun nezdinde yıldızların gökyüzünü kaplamasını anlamlandıramamış, bu tüm doğa olaylarına anlam veremediği için bu doğa olaylarına kutsallık ve tanrısallık atfetmiş her sabah doğan güneşe, her gece çıkan aya ve yıldızlara bu sebeble tabiri caiz ise tapmaya başlamıştır.

Her dinde, her farklı inanış ve kültte insanın görmediği, gücünün yetmediği varlık adına kurban kesme, dua etme, derin bir saygı duyma gereksinimi vardır. Çünkü; insan, gücünün yetmediği şeye değer vermeye, o güç için saygı duymaya, hatta o güç için dua edip kurban kesmeye muhtaç hisseder kendini. Bu paralelde insan doğan güneş adına kurban kesmiş, gökyüzündeki şimşek için dua etmiş, yere çarpan yıldırıma saygı duymaya başlamıştır.

İnsan, bu evrede gökyüzü olaylarını bilmiyor, tanımıyordu. Ta ki insanın gökyüzünü inceleyen aletler icat etmesi ve olayların nasıl gerçekleştiğini anlamlandırmasına dek. Eğitim olgusu bu evrede etkisini belirgin hale getirmiş insana yardımcı olmuştur. İnsan, kayıtlı bilgi sayesinde ve bu bilgilerin kümülatifliği desteğiyle araç- gereçler icad etmiş bahsi geçen doğa olaylarına anlam verebilmistir. Bu sayede insan, güneşin doğmasını, şimşek çakmasını, yıldırım düşmesini tabi bir doğal süreç kabul etmiş, artık bu olaylara tanrısallık atfetmekten vazgeçmiş, bilgi ve eğitim ile güçlü olmayı başarmıştır.

Bahsedilen eğitim olgusu ilk insandan başlayarak zaman içinde tüm insanlığı etkilemiş ve bu sayede insan varlığını güçlü kılmıştır. Eğitim, bize bilmediklerimizı öğretir, bizi biz olmaya çağırır. Bu açıdan bakıldığında insanı insan eden, öz benliğine kavuşmayı salık veren evrensel bir olgudur eğitim.

Esen kalın…

ÖZGÜRLÜK ÇİÇEĞİ: ROZA PARKS

Dünya’ da birbirine siyah-beyaz kadar uzak insanlar vardır. Bu uzaklık gün olur ayrışmaya gün olur kişileri düşman etmeye kadar varır. Bu kirli düzenin içinde açan daha sonraları içinde bulunduğu topluma baharı yaşatacak kadar güçlü iradeye sahip çiçekleerde vardır. Dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek isteyenlerin bahardır bu bahar. Karanlıkla aydınlığın savaşıdır. HER ŞEYİN ÇOK DAHA GÜZEL OLMASI ADINA.. ROZA PARKS’LA TANIŞIN..

Amerika’da siyahi hareketin sembollerinden Rosa Parks, 24 Ekim 2005 tarihinde aramızdan ayrıldı. Otobüste yerini bir beyaza vermeyi reddederek başlattığı eylemle Amerika’da Martin Luther King’in önderliğindeki Sivil Haklar Hareketi’nin büyümesine neden olmuştu.

Parks, o dönem Amerika’da hakim olan ayrımcı havaya daha fazla tahammül edemeyerek otobüsteki uygulamaya karşı çıkışını şöyle ifade ediyor: “İnsanlar, benim o gün çok yorgun olduğum için koltuğumdan kalkmayı reddettiğimi söyleyip duruyorlar. Doğru, yorgundum ama sebep bu değildi. İş günü olmasının fiziksel yorgunluğu değildi bu. Yaşlı da değildim, 42 yaşındaydım. Çok yorgundum. Sürekli haksızlığa uğramaktan ve bunu kabullenmekten yorgundum.”

381 GÜN SÜREN BOYKOT

1 Aralık 1955 perşembe günü Amerika’nın Alabama eyaletinin Montgomery eyaletinde 42 yaşındaki Rosa Parks iş çıkışı otobüse bindi ve otobüsteki beyaz nüfusa göre oturma hakkının olduğu değişken statülü koltuklardan birine oturdu.

Montgomery’de belediye otobüslerinde ilk dört sıra koltuklar beyazlara aitti. Siyahlara en arka koltuklar ayrılmıştı. Ortadaki değişken statülü koltuklar ise beyazların sıraları dolana kadar siyahların da oturabileceği koltuklardı. Beyazların sıraları dolduğunda siyahlar oturdukları koltukları boşaltıp daha arkaya geçmek zorundaydılar. Eğer arkada da yer yoksa ayakta durmaları eğer ayakta duracakları yerde yoksa otobüsten inmeleri gerekiyordu.

O akşam bazı beyazlar ayakta kalınca şoför arkaya doğru yürüyerek değişken statüdeki koltuklardaki siyahlara kalkın şeklinde bir işaret yapar. Değişken koltuklardaki üç siyah erkek oturdukları yerden kalkar. Rosa Parks ise cam kenarında oturduğu koltuktan otobüs şoförünün uyarısına kayıtsız kalır. Şoför kızgınlıkla neden kalkmadığını sorar Parks’a. Parks ise yerini başka birine vermesi gerektiğine inanmadığını söyler. Şoför polis çağırır. Rosa Parks tutuklanır ve 5 Aralık 1955 yılında çıktığı mahkemede kamu düzenini bozduğu gerekçesiyle 14 dolar para cezasına çarptırılır. Bu olay üzerine Montgomery’de 381 gün boyunca sürecek bir direniş başlar: 381 gün boyunca hiçbir siyah otobüse binmez, işlerine okullarına yürüyerek giderler.

Kadınların Politik Konseyi (WPC), boykotu örgütleyen ilk grup olur. Şehirde siyahların gittiği kiliselerden otobüs boykotu çağrısı yapılır. Kilise, “İnsani muamele görünceye, siyahi şoförler de işe alınıncaya ve ortadaki değişken statülü koltuklara ‘ilk gelen oturur’ statüsü verilinceye kadar” boykota devam kararını destekler.

21 Aralık 1956’da Yüksek Mahkeme otobüslerde siyahların istedikleri yerde oturabileceği yönündeki kararı üzerine siyahlar otobüs boykotuna son verir.

Rosa Parks ise pek çok ölüm tehdidi aldığı ve iş bulamadığı için Montgomery’den taşınmak zorunda kalır. Sivil Haklar Hareketi’nde mücadelesini hep sürdürür. Parks, 1999 yılında ABD Kongresi tarafından altın madalyayla ödüllendirilir. Rosa Park’ın yer vermeyi reddettiği o otobüs şimdi Detroit’de Henry Ford Müzesi’nde sergileniyor.

Kaynak:

(Gazete Duvar)

AMERİKA’ YI TİTRETEN ADAM: MALCOLM X !

Başlığımızda belirttiğimiz gibi Amerika’ yı titreten adam olan kahramanımız Amerika toplumunda her bireyin kafasında olan ırkçılık hastalığını iyileştirmek için elinden gelenin fazlasını yapmıştır. Hatta ırkçılığı kendi sözleriyle şöyle tanımlamıştır; Irkçılık ideolojik bir düşünce değil psikolojik bir hastalıktır.

images

Uçlarda yaşayan insanlar vardır. Birbirlerine sağ ve sol kadar zıt ,doğu ve batı kadar uzaktırlar. Bu insanların dostlukları ve birliktelikleri karşı uçtakilere düşmanlıkları nispetinde oluşmuştur. Bir de düşünceleri olgunlaşmış herkesle anlaşabilecek seviyeye gelmiş entellektüel insanlar vardır. Bulundukları uçları terk ederek ortalara doğru yürümeye çalışan bu güzel insanlar maalesef bulundukları noktada her iki uçtakilerin de düşmanlığına maruz kalır.Her iki taraftan atılan mermiler karşı tarafa ulaşmadan önce bu insanları vurur.Sonuç faili meçhuller…

Hapisten kurtulmuş, yeni bir hayata gözlerini açmıştır kahramanımız Amerika’ da var olan ırkçılığı toplumun kafasından silmek istemiş lakin toplumun kalıplaşmış düşüncelerini değiştirmek zor olduğu gibi uzun bir süre gerektiren uğraştır. Amerika’ da yaşadığı tüm bu devinimleri kendi dilinden şöyle özetleyelim;

Gerçeği olduğu gibi söylemem gerekir. Zenciler, yani Afroamerika’ lılar, Birleşmiş Milletlere başvurarak Amerika’da kendileri için adaletin sağlanmasını talep etmeye hiç eğilim göstermediler. Bunu yapacaklarına da pek ihtimal vermiyorum aslında. Beyazlar, siyahların beynini öyle bir yıkamışlar ki ne deseniz hava; siyahlar, kendi meselelerinin ülke içinde çözümlenmesi gereken bir sosyal haklar meselesi olduğuna inanıyorlar. Amerika’ lı siyahlar mücadelelerinin esas itibariyle uluslararası bir mesele olduğunu ileride belki anlayacaklardır, ama o günleri de benim gözüm sanırım görmeyecektir. Ve yine çok iyi biliyorum ki; beyazlarla siyahların gerçekten kardeşcesine  bir anlaşma içinde bir arada yaşayıp gidebileceklerini bana öğreten, bana yeni bir anlayış yeni bir bakış açısı kazandıran İslam’ ın orta yolunu benimsemek bakımından da bana uymayacak, benim  izimden yürümeyecekti zenciler. Amerika’ nın zencileri hele hele yaşlı zenciler, Hristiyanlığın herkesçe bilinen, kabul edilen zulümlerine öylesine boyun eğmişler, kendilerini bu anlayışa öyle bir teslim etmişler ki sormayın gitsin. 

Elijah Muhammed’ e ve onun din görüşüne aşırı bağlanan Malcolm Elijah’ ın yardımcılığını yapmaya başladı. Evet kendisi ırkçılığı yok edecek her siyahiye lazım olan özgürlüğü getirecekti. Elijah Amerika’ lı  Müslümanların din adamıydı lakin onun öğretileri İslam diniyle çatışıyordu. Bunun farkına Mekke’ ye gittikten sonra varacak olan kahramanımız daha çok okumaya, öğrenmeye zamanını adamıştır. Mart 1964’te Elijah Muhammed ve Nation of Islam hareketinden ayrılan Malcolm artık yerinin Elijah’ nın yanı değil zenci yerleşimler olduğuna karar vermiş, bu dönemde İslâm anlayışı değişmeye başlamış, beyaz adamın şeytan olduğu görüşünden vazgeçmiş, Müslüman ülkelerin diplomatlarıyla görüşerek İslâmiyet hakkında bilgiler almıştır. Öteden beri aklında olan Afrika ile köklerin korunmasını, ilişkilerin canlı tutulmasını savunan Afro-Amerikan tezini canlandırmak ve hacca gitmek amacıyla Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde bir seyahate çıkmıştır. Mekke’de dünyanın her tarafından gelen farklı ırklardan müslümanlarla tanışmış olan Malcolm X , ırk ayırımına dayanmayan bir din anlayışına nihayetinde ulaşmıştır.

İslam dininin özünü gezerek, okuyarak bulan Malcolm İslam dininin özünü şu paragrafla anlatmaya çalışmıştır;

“Amerika ve tüm dünya ulusları İslam’ı anlamaya muhtaç. Çünkü bu din ırkçılığı kökten söküp atacak bir din.”

Elijah ve onun öğretisinden uzaklaşıp inandığı dinin özüne ulaştığını düşünen Malcolm bu gerçeği tüm dünyaya duyurmak için Müslüman Kardeşler Derneğini kurmuş, İslam dininin tüm insanlığı kucaklayabileceğini insanların ancak böyle daha kardeşçe yaşayabileceklerini anlatmaya gayret etmiştir.

İnsanların zamanla onun öğretilerini benimsiyor olması bazı kesimler tarafından tepkiyle karşılanmış, daha sonra kahramanımızın ölümüne dahi bu nedenler sebebiyet verecektir. 1965 yılının 21 şubatında büyük bir kitle önünde konuşma yaparken kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülmüştür. Konuşmadan iki gün önce öldürüleceğini tahmin etmiş olsa gerek ki şu sözleri söylemiştir;

Zaman şehitlik zamanıdır, ve ben bir şehit olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır. Bu ülkeyi kurtaracak tek şey budur.

Bu yazımızda Malcolm X’ i tanıtmaya çalıştık. Siz değerli kitap severlerin de okuyarak bu şahsiyeti özümseyeceğinizi umuyorum.

Esen kalın.

KAYNAKÇA

Haley, A., Malcolm X (otobiyografi). İstanbul: İnsan yayınları, 2016.

 

MALCOLM X: BİLGİ KURDU

Kahramanımız Malcolm hapis hayatı yaşamaktadır. Hapiste tanışmış olduğu başka siyahi bir Müslüman ona çok yardımda bulunacak, hayatın gerçekliğini, hakikatini anlaması konusunda Malcolm’ a yol gösterecektir. Beyazların tanrı olmadığını, her insanın eşit bir konumda olduğunu zamanla okuyarak anlayacak olan Malcolm için hayat yeniden başlamıştır. İçinde bulunduğu durumun içler acılığını kahramanımızın kendi sözleriyle özetleyelim.

Vaktimi sadece kitap okuyarak geçirme arzusu içindeydim. Çok geçmeden bu arzularım da sönüp gidecekti, okuma işine dört elle sarılmadıktan sonra. Anladım ki yapabileceğim en iyi şey, hemen bir sözlük bulmaktı; çalışmak, üç beş kelime öğrenmek için. Ayrıca el yazımı da değiştirmem gerektiğini akıl edebilmiştim. Acınacak haldeydim çünkü. Doğru dürüst bir satır dizmeyi bile beceremiyordum. Norfolk mahkumlar sitesi okulundan kağıt kalemle birlikte bir de sözlük istemeye zorlayan şey, asıl bu iki emelimdir. 

İlk iki günüm sözlüğün sayfalarını rastgele karıştırmakla geçti. Bu kadar çok kelime olduğunu bilmiyordum. İlk hangi kelimeleri öğrenmem gerektiğini de bilmiyordum. Sonra nasıl olursa olsun sırf bir başlangıç yapmış olmak için, ne görüyorsam olduğu gibi kopya etmeye koyuldum. Karmakarışık el yazımla birinci sayfayı ağır ağır, özene bezene önümdeki kağıtlara geçirdim, noktalama işaretlerine varıncaya kadar. Diyebilirim ki tam bir günümü aldı. Sonra, yazdıklarımı baştan sona okumaya başladım, kendi kendime, yüksek sesle. Bir daha, bir daha, bir daha, yüksek sesle. Kendi kendime sürekli okudum durdum kendi el yazımı. Ertesi sabah kelimeleri düşünerek uyandım. Sadece bir çırpıda bu kadar çok kelimeyi yazabilmiş olduğuma değil, aynı zamanda o güne kadar varlığından dünyada haberimin olmadığı kelimelerle karşılaşmış olduğuma da seviniyordum. Bundan başka, birazcık kafa yormakla, pek çoğunun ne anlama geldiğini de kestirebiliyordum. Anlamlarını bilmediğim kelimeler olursa devamlı gözden geçiriyordum. Gariptir, sözlüğün ilk sayfasındaki şu ” aardvark” kelimesi kafamda hala bıngıldar. 

malcolmm.jpg

Sözlükte bir de resim vardı; uzun kuyruklu, uzun kulaklı, karınca yiyenlerin yaptığı gibi dilini çıkararak yakaladığı kanatlı karıncalarla beslenen, oyuklarda yaşayan bir Afrika memelisi. 

O kadar büyülenmiştim ki bir daha bırakamadım, sözlüğün ikinci sayfasını da kafama kopya ettim. Yine aynı denemeler. Devirdiğim her sayfayla birlikte insanları, ülkeleri, tarihin ilginç olaylarını da öğrenmiş oluyordum. Hiç kuşkusuz sözlük demek, minicik bir bilim darağacı demekti. Sonunda sözlüğün sadece A maddesi bir top kağıdı arkalı önlü doldurmaya yetmişti. Sonra hemen B’lere geçtim. Uyguladığım bu yöntem işin sonunda bütün bir sözlükle baştan sona haşir neşir olmaktı bir bakıma. Bunca alıştırmadan sonra daha da hızlanan çalışmalarım el yazımın daha seri olmasını sağlamıştır. Top Top kağıtlar karalamaktan, mektup yazmaktan başka, boş zamanlarımdaki çabalarım sırasında, diyebilirim ki, içerideyken yazıştırdığım kelime sayısı aşağı yukarı bir milyondur. 

Görüyordum ki elime kitap alıp okudukça kelime hazinem genişledikçe, doğal olarak elime ilk defa alıp okuduğum bir kitabın neler anlattığı kavrayabiliyordum artık. Okumaya düşkün birisi, okumanın açtığı yepyeni dünyaları düşleyebilir.

Yukarıdaki kahramanımızın sözleri adeta hayattaki kurtuluşuna adım atmadan önceki sancılarının seceresidir. Çok okuyan, özümseyen birisi olma yolunda çaba gösteren kahramanımız hapiste tanıştığı siyahi bir Müslüman sayesinde İslam’ı merak etmiş, islam dinine ait kaynakların çoğunu okuyarak nihayetinde islam dininin halkının özgürlüğü için en doğru yol olduğu kanaatine vararak Müslüman olmayı tercih etmiştir. O dönemlerde Amerika’ da ki tüm siyahi Müslümanların önderi konumunda olan Elijah Muhammed adındaki din adamını tanımak isteyen kahramanımız Malcolm X Elijah’ a uzun bir mektup yazarak duygularını belirtir. Elijah ise onunla tanışmak istediğini belirten bir mektup gönderir Malcolm’un yattığı ceza evine. Asıl olaylar bundan sonra başlayacaktır.

Bir daha ki yazımızda Malcolm sizi bekliyor…

Esen kalın, Hoş çakalın.

KAYNAKÇA

Haley, A., Malcolm X (otobiyografi). İstanbul: İnsan yayınları , 2016.

MALCOLM X !

Başka konulara geçmeden önce, burada söylemek istediğim bir şey var. Ben şimdiye kadar hiç kimseye o kirli geçmişimi böylesine ayrıntılı bir şekilde anlatmamıştım. Şimdi o geçmişimi bütün ayrıntılarıyla anlatıyorsam, o zamanlar ne kadar berbat ve günahkar bir adam olduğumu anlatmaktan gurur duyduğum için değil herhalde. 

Ama şimdi herkes benimle ilgileniyor ve neden böyle birisi olduğumu merak edip bu konuda çeşitli tahminlerde bulunuyor. Oysa bir insanı anlamak için o insanın ta doğumundan itibaren bütün hayatının gözden geçirilmesi ve çok iyi bilinmesi gerekir. Başımızdan geçen her olayın kişiliğimizin oluşmasında az çok etkisi vardır. Geçirdiğimiz her tecrübe, kişilik dediğimiz o bileşimin bir unsurudur.

Bugün el atılmasını bekleyen çok acil bir sürü işim yanda dururken ben, sırf üç-beş okuyucunun merakını giderecek bir kitap hazırlamak için tek saatimi bile verecek durumda değilim. Oysa işte bu kitap için saatler harcıyorum; çünkü ben yakalandıktan sonra, çok geçmeden, hapiste Allah’ı ve islam dinini bulup bütün hayatımı olduğu gibi değiştirmeden önce Amerika’da beyazlar toplumunda bataklıkların en dibine gömülüp gitmiş birisi olarak, içinden çıkıp geldiğim dünyanın ne biçim bir dünya olduğunun görülmesi, anlaşılması gerektiğine inanıyorum. Bunun için de başımdan geçenlerin bütün çıplaklığıyla okuyucuya anlatılmasından başka çıkar yolu yoktur ve işte şu anda ben de bunu yapmaktayım.

Amerikan tarihi boyunca siyah-beyaz ayrımı yaşanmıştır. Bu olayların tam da kabardığı dünya savaşı sonrası kahramanımız dünyaya gelir. Bu ırk ayrımı çok keskin noktalara ulaşagelmiştir. Öyle ki siyahilerin eğlence mekanları, iş yerleri, sahip oldukları meslekler, düşünceleri, her türlü sosyal hayatları beyazlardan keskin çizgilerle ayrılmıştır. Herhangi bir kamu malı olarak kullanılan yerde bile siyahilerin kullandıkları klozetler beyazların kullandıkları klozetlerden farklıdır. İşte böyle bir toplumda şaşırıp kalan, ırk ayrımının ne olduğu kanaatine bir türlü varamayan Malcolm beyaz ırktan olan insanları yüce insanlar olarak tanımaya başlayacak zamanla beyaz gibi yaşamaya, beyaz gibi düşünmeye, beyaz gibi yemeye, içmeye kısacası beyaz gibi sosyolojik edinimler kazanmaya başlayacaktır. Ama bu kazanım zannettiği bütün edinimler daha sonraki hayatında derin bir pişmanlık bırakacak ve Malcolm’ un değişimini hızlandıracaktır.

Keskin bir ırk ayrımının yaşandığı bu dönemlerde Malcolm’un babası siyahi Hristiyanların vaizliğini yapmaktadır. Aşırı ırkçı beyazların kurmuş olduğu  klu klux klan tarikatı tarafından Malcolm’un babası öldürülür. Çocukluk yıllarında beyazlara karşı öfkeli olan Malcolm yaşı ilerledikçe beyazlara benzemeye başlayacaktır. O dönemde tüm siyahiler en kötü işleri yapmakta, hatta ve hatta beyazların kölesi olarak görülmektedir. Malcolm daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi sigara içmeye, eroin, uyuşturucu kullanmaya başlayacak hatta kullanmakla kalmayacak bu işin ticaretini dahi yapmaya başlayacaktır.

 

087b59975c9ad5aba53582e500150841

Kahramanımız sadece Detroit sokaklarının değil hemen hemen tüm Amerika eyaletlerinin yer altı isimlerinin tanıdığı biri haline gelmiştir. Eroin kaçakçılığı işinde önde gelen isimlerden olan Malcolm bir kış günü polisler tarafından yakalanıp ceza evine atılır. Asıl hayatının başlayacağı, tutuklanmış olduğu ceza evini daha sonra şu sözlerle tanımlayacaktır: Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra, hapishanedir. Hapis hayatı ona çok şey öğretmiş denilebilir ki bu kısacık kodes hayatından sonra hayatının geri kalanı şekillenmiştir. Daha sonraları tüm Amerika’ yı titretecek bir adam olacağı hapisteki arkadaşları tarafından tahmin edilmiştir. Özgürlüğün bir bedeli olduğunu, her yaşam için bir bedel ödenmesi gerektiğini özümseyen kahramanımız çağlar boyu sönmeyecek bir ateşi yakmaya başlayacaktır. Özgürlüğünün hayattaki her şeyinden daha önemli olacağını kavrayacak olan Malcolm için hayat yeniden başlayacaktır.

Kaynakça

Haley, A., Malcolm X (Otobiyografi). İstanbul: İnsan yayınları, 2016.

 

 

KÖTÜ BİR ADAM: MALCOLM X

“Hayatım boyunca yüz yüze geldiğim imtihanların en zoruydu namaz. Bilmem anlatabiliyor muyum? Namaz için diz çökmek inanılacak gibi değil, ama tam bir haftamı aldı. Hayatımın nasıl geçtiğini biliyorsunuz. Başkalarının evini soymak için kapıyı maymuncukla açarkenkinden başka hiçbir zaman bükülmemişti dizlerim daha önceden. Dizlerimi bükebilmek için epey zorluk çektim. Sonra utanıyordum da bu yüzden sinir küpü olup çıkmıştım. Bir günahkarın Allah’tan mağfiret dilemek için diz çökmesi, diz çöküp günahını kabullenmesi dünyanın en zor işi olsa gerek. Bunu şimdi daha iyi anlıyor, rahatlıkla söyleyebiliyorum. Oysa o zamanlar; somut bir günah timsali haline geldiğim, adeta günah içinde yüzdüğüm zamanlardı. Tekrar tekrar zorlamalıydım kendimi, diz çöküp Allah’a niyaz vaziyeti almak için. Sonunda buna alıştım alışmaya da, Allah’a nasıl yakaracağımı bilmiyordum.”

Yukarıda geçen sözler batakhanelerden, yer altı dünyasından çıkmış, eroin kaçakçılığı yapmış birisinin sözleri. Ben bu kitabı okuduğum, böyle bir şahsiyeti tanıdığım için hayatıma farklı bir görüş açısı kazandırdığımı biliyorum.

Kitap otobiyografik izler taşımasına karşın biyografik özellikler de taşıyor. Eser Malcolm’ un yol arkadaşlığını yapan Alex Haley tarafından kaleme alınmış. Başucu olarak nitelendirdiğim bu kitap 733 sayfa olup Türkiye’ de ilk defa insan yayınları tarafından 1984 yılında basılmıştır. Bir insanın geçmişi zifiri karanlık olabilir ama bu hiçbir zaman o karanlığa güneş doğmayacağı anlamına gelmez. Batıda ırkçılıkla ezilen bir ailenin ve Malcolm’un hayatı İslamla tanışınca değişiyor. İslam Malcolm X’ in hayatına adeta bir güneş gibi doğuyor ve tüm hayatı değişiyor.

Kaç kez doğruyu bulduğunu sanır insan? Kaç yanlıştan döner? Genellikle kitabı anlatırken sadece çok kötü bir hayattan sonra doğruyu bulmuş bir adamdan ve ırkçılıktan bahsediyor. Oysa bu kitapta bundan çok daha fazla şeyi göreceğinizden eminim. En başta şunu fark ettim ki gerçek doğruyu bulmak için gördüklerimiz, duyduklarımız yeterli değildir. İnsan neden okumalı sorusunun cevabını bir hayat hikayesi ile anlatıyor kitap bu kitap. Bunun yanı sıra siyasete, inanışlara, hayatın insana neler sunabileceğine, ön yargıların insanın kendisini tamamlama konusunda ne büyük bir engel olduğunu gözler önüne seriyor. Yeni bir bakış açısı için, hayatınıza anlam katmak için mutlaka okuyun. Kitabın son sayfasına kadar keyifle okuyacağınız bir devrin anatomisinin derinlikli analizini yapan bu kitap okunduktan sonra siz okuyucuların zihninde köklü bir yer edinecek.

Zamanında anlaşılmamış, kendini anlatacak zamanı elinden alınmış olan Malcolm X’ in son zamanlarında yazdırdığı bu biyografisi ona dair bilinmeyen her şeyi size anlatıyor. Acılarını, pişmanlıklarını, hayallerini, keskin dönüşlerini, nefretini, ince zekasını, sosyal medyada paylaşılan o sert ve keskin sözlerinin oluşum süreçlerini… Kısacası ona dair her şeyi bulabileceğiniz bir eser.Okunup özünsenmesi gereken, üzerinde zihin sancıları çekilmesi gereken, yüreğinizin bam teline dokunacağını umduğum bir eser. Hakikat aşkıyla yanıp tutuşan, ömrü boyunca geçeğin ta kendisini arayan Malcolm X’ in bu büyüleyici hikayesi siz değerli kitapseverleri bekliyor. Okuduğu ilk okulunda daha çocuk yaşta iken öğretmeninin Malcolm’ un avukat olmak istediğini duyması üzerine avukatlık mesleğinin siyahilere göre olmadığını, bir siyahi için marangozluğun güzel bir meslek olduğunu söylemesi kahramanımız Malcolm için büyük bir darbe olmuştur. Kahramanımız eğitimin, öğrenmenin boş bir çabadan ibaret olduğunu anlaması üzerine okulu bırakıp Detroit sokaklarında hayat okuluna gözlerini açmıştır. Detroit sokaklarının kızıl çocuğu olarak zamanla ün kazanan kahramanımız hayatın gerçekliğinin acılarını hissetmeye başlamıştır artık…

Bir insanın hayatı bataklıktan nasıl bir gül bahçesine döner sözünün yaşanmış bir örneği olan bu kitabı elinizden bıraktıktan sonra akılda kalan tek şey şu ” İyiler her zaman erken ölür”.

Malcolm-X-sözleri

Malcolm X Belgeseli

Kaynakça

Haley, A., Malcolm X (Otobiyografi). İstanbul: İnsan Yayınları, 2016.